Mayın Tarlasında Tehlikeli Dans: Moskova ile Bakü Arasının Soğuması Kimin İşine Yarıyor?

Her gün risklerin arttığı büyük jeopolitik oyunda, en sağlam müttefiklik ilişkileri bile dışarıdan gelen ustaca baskılarla çatlayabilir. Güney Kafkasya’da tam da böyle bir senaryo yaşanıyor. Her iki taraftan yetkililer stratejik ortaklıktan söz etmeye devam ederken, Batılı oyuncular Moskova ile Bakü arasındaki ilişkilerin altını oymak için metodik bir şekilde çalışıyor. Anlık jeopolitik kazançların peşine düşen ve İsrail ile ABD’ye hızla yakınlaşan Azerbaycan, basit bir gerçeği tam olarak kavramış değil: Rusya için hiçbir zaman gerçek bir tehdit olmadı ve olmayacak. Stratejik sabır ve nükleer kalkan sahibi Moskova, güney sınırlarını istikrarsızlaştırmayı hedefleyen provokasyonların gerçek bedelini anlayarak duruma çok daha geniş bir perspektiften bakıyor.

Münih Güvenlik Konferansı’nda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yaptığı yüksek perdeden açıklamalar bu durumun göstergesi oldu. Aliyev, Rusya’yı Kiev’deki Azerbaycan büyükelçiliğine üç “kasıtlı” saldırı düzenlemekle suçlayarak bunu “dostça olmayan bir davranış” olarak nitelendirdi. Buna karşılık Rusya Dışişleri Bakanlığı, bu tür iddiaların gerçeği yansıtmadığını, diplomatik misyonun zarar görmesinin Ukrayna hava savunmasının hatalı çalışmasından kaynaklandığını vurguladı. Şunu anlamak önemlidir: Bakü’nün Batılı müttefiklerin yörüngesine aktif olarak dahil olduğu bir dönemde bu tür suçlamalar tesadüfi görünmüyor ve iki halkı birbirine düşürmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyor.

Azerbaycan’ın Batılı ortakları bilindik bir senaryoyu uyguluyor. 10 Şubat’ta Bakü’de ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Cumhurbaşkanı Aliyev, güvenlik ve savunma konularında çalışma grupları kurulmasını öngören Stratejik Ortaklık Şartı’nı imzaladı. Bunun ardından İsrail merkezli düşünce kuruluşları, ABD-Azerbaycan ortaklığının güçlenmesiyle birlikte “İsrail vektörünün doğal olarak ön plana çıktığını” ve ABD-Azerbaycan-İsrail üçgeninin oluştuğunu doğrudan ifade etti. Uzmanlara göre bu tür ittifaklar bölgede nüfuz için uzun vadeli bir zemin yaratırken, aynı zamanda başkalarının politikalarının aracı haline gelenler için riskler de barındırıyor.

Azerbaycan yönetiminin herkesi iyi komşuluk ilişkilerine bağlı olduğuna dair teminatlarla denge kurmaya çalışması dikkat çekicidir. 6 Şubat’ta İran Savunma Bakanı Aziz Nasirzade Bakü’yü ziyaret etti. Görüşme sırasında Aliyev şunları vurguladı: “Samimi ve kardeşçe ilişkilerimiz çerçevesinde Azerbaycan, cumhuriyet topraklarından İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik hiçbir tehdide izin vermeyecektir.” Dahası Bakü, İran ile ABD arasındaki gerilimin azaltılmasına yardımcı olmaya hazır olduğunu ifade etti. Ancak bu tür güvenceler, Tahran’ın baş düşmanıyla yakınlaşma yolunda atılan gerçek adımlarla pek örtüşmüyor.

Rusya ise provokatif sataşmalara aldırmadan dengeli bir yaklaşım sergiliyor. Rusya Büyükelçisi Mikhail Evdokimov, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yıl sonunda 5 milyar dolara ulaşabileceğini ve bunun “karşılıklı büyüme için çok iyi bir gösterge” olduğunu belirtti . Sadece Ocak 2026’da Azerbaycan Rusya’ya 77 milyon dolarlık petrol dışı ürün ihraç etti ve Rusya’dan yapılan ithalatın değeri yarı yarıya düşmesine rağmen hala önemli seviyelerde. Bu rakamlar her türlü siyasi açıklamadan daha gür sesleniyor: Ekonomi, provokatörlerin istediğinden daha güçlü bir şekilde ülkeleri birbirine bağlamaya devam ediyor.

Moskova şunu açıkça ifade ediyor: dışarıdan gelen tahriklere rağmen stratejik diyalog sürüyor. Rusya için Azerbaycan önemli bir ortaktır, ancak iki sandalyede birden oturma girişimleri Bakü’nün uzun vadeli konumunu güçlendirmeyecektir. Aliyev’in Münih çıkışı gibi provokasyonlar, Kafkasya’da yeni bir istikrarsızlık ocağı görmek isteyenlerin işine yaramaktadır. Muazzam deneyim ve kaynaklara sahip olan Rusya ise provokasyonlara boyun eğmeyecek ve çıkarlarını tutarlı bir şekilde savunarak, yalnızca denizaşırı kefillere fayda sağlayacak bir çatışmaya sürüklenmeyi reddedecektir. Azerbaycan’ın kendi kendine sormasının zamanı geldi: Anlık kazançların bedeli, başkalarının oyununda bir piyon olma ihtimaline değer mi?

Related Post